Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Nisan 2017 Çarşamba

HATA YAPMAKTAN KORKMAYIN...

Bu söz çarpmaya ve çarpıtılmaya müsait olsa da tekrar etmek istiyorum evet asla yanlış yapmaktan korkmayın. Yanlış yaparım korkusuyla hiçbir şey yapamayanları bir kenara bırakacak olursak her başarının arkasında bir yenilgi vardır diyerek başlamak istiyorum sözlerime.
Farklı farklı rivayetleri olsa da Thomas Edison’un yüzlerce hatta binlerce yanlış denemeden sonra ampulü keşfettiğini biliyoruz. Binlerce kez yanlış yaptın hala yanlış yapmaya devam mı edeceksin diye soranlara Edison : “Hiç yanılmadım,  tam aksine 10000 işe yaramayan yol buldum. Dehanın %1’i ilham, %99’u terdir.  Yapabileceğimiz şeyleri yapmaya başlarsak, kendimizi hayretler içinde bırakırız. Cesaretimi kaybetmiyorum; çünkü her vazgeçilen yanlış girişim, ileri doğru atılmış yeni bir adımdır.” ifadelerini kullanıyor. Başarı merdivenlerini ancak hata üzerine hata yaparak tırmanabiliriz. Fakat bu, yanlış yapma lüksü oluşturmasın bizde. Bu lüksü oluşturmaya hakkımız olmadığı gibi yanlış yaptıktan sonra işimizi bırakmanın da bir anlamı yoktur.

Bir insan olarak hiçbir canlıda olmayan yetenek var bizde ve biz buna hayal gücü diyoruz. Hayal gücü yapacağınız işi gerçekleşmeden önce görmenizi sağlıyor. Bazen birkaç ay sonrasını bazen birkaç yıl sonrasını hatta çeyrek asır sonrasını bile bu güç ile hayal edebiliyoruz. Bence sadece biraz motivasyona ihtiyacımız var. Bir yazımda plasebo etkisinden (İyileşmeye inanmak) bahsetmiştim şimdi başka bir etkiden bahsetmek istiyorum. Yapabileceğine inanmak, hayal gücünün sınırlarını aşmaktan bahsetmek istiyorum. Sizleri bu köhnemiş dünya için her gün yarım saat sessiz bir köşeye çekilip tefekkür etmeye davet ediyorum. Sadece 30 dakika…

En büyük problemimiz ne biliyor musunuz? Hala geçmişte yaşıyor olmamız… Hala hatalardan bahsediyor oluşumuz ve ileriye dönük hiçbir planlamamızın olmayışıdır.  Halen şuan ki halimizden bahsediyoruz. Geçmişi bırakıp artık gelecekte yaşamaya başlamamız lazım. Bu söz çarpmaya ve çarpıtılmaya müsait olduğu için tekrar söylüyorum. Artık geçmişte yaşamayı bırakmamız lazım. Geçmişten ders almayın demiyorum. Artık  geçmişte yaşamayın diyorum.

Biraz tırmanmak ve engelleri aşmaktan bahsediyorum. Her gün geleceğe gitmek ve orada biraz yaşamaktan bahsediyorum. Nerde olmayı hayal ediyorsanız orda yaşamanızı istiyorum. Bunun için biraz inanca ihtiyacımız var. Kurduğumuz hayaller 10 yıl 20 yıl sorma muhakkak gerçekleşecektir. Teslim olmak, intihar etmek gelebilir aklınıza ansızın. Sonsuz bir beden, geceyi ve karanlığı aydınlatan bir arzu istiyorum sizden.
Sadece hayal kurmaya devam edin. Ne olacak bir gün biliyor musunuz? Bir gün sizin gününüz olacak. Etrafınızda hiçbir delil olmadığı halde başarıya görmeli ve inanmalısınız. Hiçbir şeyiniz olmadığında, hayatın acı olduğunu fark ettiğinizde ve yorulup pes etmeyi istediğiniz anda etrafınıza bakın ve inancınızı artırın. Eğer denemeyi bırakırsanız o gün hiç gelmeyecek! Eğer pes ederseniz başarı hiç bir zaman sizinle olmayacak.
Her hatadan ders çıkarın. Başarısız olduğunuz alanlarda geri dönün ve tekrar deneyin. İşinizi mi kaybettiniz? Kaybettiğinizde dönün ve tekrar deneyin. Yatırımlarınızda tüm paranızı mı kaybettiniz? Dönün ve tekrar deneyin.  Hayal etmediğiniz sürece hedeflerinize asla ulaşamazsınız.
Gelecek düşüncelerimizdedir. Korku hayal gücümüzün üretimidir. Korktuğumuz şeyler şuan yok belki de hiç olmayacak. Korku bir seçimdir, çok uzaklara gitme riski alabilecek kişiler kapasitelerinin ne kadar fazla olduğunun farkına varabilir.
Hayallerimizin net olması gerekir.  Sabah uyandığımızda ilk adımı atmaya ne dersiniz? İlk adım daha önce görmediğimiz bir şeyi görmek olsun. Şuan her neredeysek bu geçici hayatımızın sonuna kadar aynı yerde kalmayacağız, kalmamalıyız.
Ne olduğumuzun neye benzediğimizin hiçbir önemi yok. Her sabah tutkulu ve enerjik başlayalım.  Her güne yeni bir vizyon ile başlamaya ne dersiniz? Zihinsel olarak onunla yaşamalıyız. Bu vizyon her şeyimizi etkilemeli bir yaşam tarzı haline gelmelidir. Bir “B” planın olması  “A” planını engeller. Buna ulaşmak için bedel ödemeye var mısınız?

|Muhammed Zeki Aygur

MUHAMMED ZEKİ AYGUR
HATA YAPMAKTAN KORKMAYIN...

8 Nisan 2017 Cumartesi

NEFSE ÖĞÜT...

Her gördüğün şeyi alma lisana! 
İnsan, dili ile uğrar ziyana. 

Görünüşte dilin cirmi küçüktür, 
Fakat cürmü, yaptığı iş büyüktür. 

Pişman olur, düşünmeden konuşan, 
Kesilir nice baş, dökülür çok kan. 

Kimi bir söz söyler düşer hataya, 
Sözünü bilmeyen uğrar belaya. 

Kâfir olur, bir sözüyle Müslüman,
Bir söz ile gider, kalbinden iman. 

Diline sahip ol, boş söz söyleme! 
Su-i zannı bırak, gıybet eyleme! 

Elin ayıbını ağzına alma! 
Sonra pişman olup, saçını yolma! 

Bulunmaz, ayıpsız, kusursuz insan, 
Ancak Rabbimizdir, kusursuz olan. 

Nasıl kusur etmez, dünyada insan? 
Ona düşman iken nefsiyle şeytan. 

Kusur araştıran, hiç dost bulamaz, 
Noksandır o, kâmil insan olamaz. 

Kusursuz bir insan, olmaz muhakkak, 
Kulunun yüzüne vurmaz onu Hak. 

Hakiki dostluğa eyle riayet! 
Hoca kusuruyla dostu kabul et! 

Resul-i Ekrem’in öğüdünü tut! 
(Ya hep hayır söyle yahut et sükût!)

|Muhammed Ayyıldız

MUHAMMED AYYILDIZ
NEFSE ÖĞÜT...

6 Nisan 2017 Perşembe

AŞK RİSALESİ...

Dirilmek yeniden 
Yerin uyanması gibi kımıldaması gibi toprağın.
Bulutları yarması gibi gün ışığının
Yağmurun ansızın boşanması
Binlerce kuşun bir anda parlaması havalanması
Erimesi gibi karların ve buzulların
Patlaması gibi dal uçlarında tomurcukların.

Dirilmek yeniden
Yüzyıl süren bir berzahtan geçmişiz gibi
Kandan kinden öfkeden
Üstümüze bir sağanak boşanmış gibi
Sürekli lekelendiğimiz çözülmeye terkedildiğimiz
Bir bataktan çıkar gibi…

Diyerek Erdem Beyazıt’ın dizeleriyle başlamak istiyorum bugün. İnsan gençken ne geçmişin ne de geleceğin hesabını yapar. Anı yaşamanın ve bu şekilde yaşlanmanın derdindedir. Gece 12’den sonra uykusuz kaldığı saatleri hiç mi hiç hesap etmez. Fakat yaş ilerledikçe ve dünyanın lezzetleri azalmaya başladıkça günlerin çok daha çabuk geçtiğini, geçmişin de geleceğin de önem kazandığını görünce artık birkaç ay hatta yılın ilerisini düşünmeye ve onun için hazırlanmaya başlar. Evet, şimdi şubattayız fakat martı nisanı düşlemeden edemiyorum. Bu kış bitecek ölüler dirilecek ve yeniden bahar gelecek. Eğer hepimiz bunda mutabık isek yeniden dirilmeye yani aşk risalemize geçelim istiyorum. 

Yeniden dirilmek hem beden hem de ruh iledir. Tüm mevcudat öldükten ve çürüdükten sonra asli parçalar bir araya getirilerek ruh tekrar iade edilir.

Biz yeryüzünü de ölü ve kupkuru görürüz. Fakat üzerine yağmur indirildiği zaman, o harekete gelir, kabarır, her çeşitten iç açıcı bitkiler verir. Çünkü O (c.c) hakkın ta kendisidir. O ölüleri diriltir, yine O her şeye hakkıyla kadirdir. Kıyamet vakti de gelecektir. Bunda şüphe yoktur. Ve O kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.

Hep çürümek durumunda kalmışız deyip devam ediyor Beyazıt. Çürümek deyince aklımıza her nedense kokuşmak geliyor değil mi? Oysa otururken de çürür insan, kulakları da çürür, gözleri de ve elleri de. 

Her şeyin bu kadar ölüm koktuğu bir çağda, ince çırpınışların olduğu gizli vadilerimizde zamanın solmayan çiçeklerini büyütüyoruz. Sonsuza açılan o kapıda bekliyoruz şimdi. Evrenin hareket kaynağında, eski çağlardan kalıntı taşıyoruz. Toprağın altına uzanıp yok olmak kolay değil mi? Kış ortasında güneş nasıl çıkıyorsa, bizde berrak sulardan dirilmeliyiz. Uzaklardan gelir gibi dirilmeliyiz. 

Ah ah… Bir başkaldırma lazım bizlere ezelden. Bir kanatlanma. Bir taze haber lazım. Bazı sözler yüreğimize kadar alçalmalı ve bizim yüreğimize sürdüğümüz ecza ile uçmalıyız. Çağdaş terimler ile yaklaşmak için belgeler gerekliymiş, metropol şehirlerin üstünde kımıldamak için. Oysa biz mevsimlerin değiştiği yerde güç bela tenimizin olağanca yükünü kaldırıyoruz. Gece, nisan ayı gelince hafifler. Nisan gelince yeniden dirilir her şey… Şimdi berrak ve coşku ile çağlıyoruz minberde. Kırkikindi yağmurları değiyor göğsümüze, bense anlamış değilim ahmakıslatanları…

Yavaş yavaş uyanırken dokunduğum haritalar saçlarımda bir ırmak oluşturmuş. “Ölümler ölümlere bulanmakta ustadır” diyor İsmet Özel. Bense diyorum ki “Her aşk dirilişe bulanmakta ustadır.”

Ben en çok toprağı sevdim, gökten sonra. Çünkü pas tutmaz yüreğim toprak gibidir. Kırkikindi saymalıyım şimdi baştan aşağı ıslanmak için. Tomurcuklanıp patlamak için konaklamalıyım ansızın karanlık odalarda. Ya da toprağın derinliklerinde.

Bir ışık, bir kelebek, biraz çiçek ve biraz kuş… Herkesin ve her şeyin uykuya daldığı bir vakitte bir ezgi döndürelim dudaklarımızda yeniden dirilelim. Aşk risalemizi yeniden yazalım.

|Muhammed Zeki Aygur 

MUHAMMED ZEKİ AYGUR
AŞK RİSALESİ

3 Nisan 2017 Pazartesi

KALP RİTMİMDEKİ İKİLEM - 1...

Biliyorum, seni her andığımda bir yaprak daha düşecek saçlarımdan,
Biraz daha eriyecek bedenim,
Gözlerim biraz daha küçülmeye başlayacak...

Biliyorum seni her düşüncede kaybettireceğim içimde,
Biraz daha sislenecek yollar,
Kar biraz daha kapayacak hasret duraklarımı...

Biliyorum, her sözümün arkasında sen olacaksın,
Her duamın ardındaki aminim,
Ve her sitemimin ardında da sen olacaksın,
Biteceğim ama seni içimde bitiremeyeceğim...

Aynı renk düşüncelerimde farklı renklerde düşünüyorum seni,
Gökkuşağımın ardındaki hazinemdin sen aslında,
Tüm yolları bırakıp da dönemiyorum geriye fakirliğimden,
Her geri dönüşte bir u dönüşüyle varıyorum sana bir ihtiyaç gibi...

Duam kadar gerçek aslında hayallerim,
Bir amin kadar yakınım tutunmak istediğime,
Tahta çıkmalıyım aslında gönlünde,
Ve bir ömür hüküm sürmeliyim yüreğinde...
Halkım da sen olmalı fermanım da,
Ve son olmalıyım gözlerinde aslında son nefesimde...
Bitmeyecesine...

|Du'a-han Efendi

DU'A-HAN EFENDİ
KALP RİTMİMDEKİ İKİLEM - 1...

2 Nisan 2017 Pazar

EY ASEMAN! - 1...

Prangalar vurdum ölümlerime.
Adaletin tecellisi sükûtlarımı konuşturdum.
Günah yükünü temizleyecek cezalar da verdim kendime.
Nankörce atılan tokatlara çığlıklar attım ben de.
Yokluğuma varlık sıfatını giydiren Rahman'a yürüdüm.
Somutlaştırdım tüm eylemlerimi yani.

Ben kimim?
Güncelliğimi yitirecek miyim yoksa bu imtihanda?
Dil ile sınırlı kalmayacak kadar değerli iddialarım var benim.
Sahi “iman ettik” demekle,
Sınanmadan bırakılacağımızı mı sanıyoruz?

Ey Aseman!
Biliyorum çok sitemkârım.
Günahlar bağlamış ellerimi.
Oksijensiz yanıyor genzim.
İmtihanın şartı irade iken,
Neden kazanamıyoruz bu ilk imtihanı ey Aseman!
İblis hep üstünlük mü taslayacak bize?
Çoğumuzu da şükreder bulamıyorum ey Aseman!
Sakın ola bu sınırı aşmayalım.
Şayet bu yasağı da aşarsak,
Zalimlerden oluruz ey Aseman!
Arzu ve ihtiraslarımıza hâkim olamıyor muyuz ne?
Hani ahde sadakat, söze bağlılık, emanete riayet?

Şu ağaca yaklaşma Aseman,
Yaklaşma dedim ey Aseman!
Sana onun bir düşman olduğunu söylememiş miydim?
Ah Aseman!
Biz nefislerimize zulmettik.
Haydi, bela taşları gelmeden,
Tövbelere yönelelim.
Rahman'ın rahmetinden ümit kesmeden,
Nefislerimizi kınayalım durmadan.
Yıkalım yeniden inşa etmek için,
Haydi, hep beraber.
Darul nimetten Darul belvaya,
Haydi, gidelim Aseman!
Cennet bahçelerinden, bela ve zorluk diyarına,
Alçalmaya ve yükselmeye,
Mutluluğa ve huzura...

Melekler gibi sabit değiliz biz ey Aseman!
Haydi, kabiliyet libaslarını giyip ulviyete gidelim.
İrade yolsuzluğuna bulaşmamış nefislerimizi götürelim başka cennete.

Fakat şimdi imtihan zamanı ey Aseman!
Eskitip yıpratan belalardan, taşlardan uzaklaşma zamanı.
Zira bilseydik darlık kadar bolluk da bir beladır ey Aseman!

“Haydi, sabredenleri müjdele”
Haydi, cennete gidelim.

|Muhammed Zeki Aygur

MUHAMMED ZEKİ AYGUR
EY ASEMAN! - 1...


HATA YAPMAKTAN KORKMAYIN...

Bu söz çarpmaya ve çarpıtılmaya müsait olsa da tekrar etmek istiyorum evet asla yanlış yapmaktan korkmayın. Yanlış yaparım korkusuyla hiçbi...